Tüm soru şu aslında belki de hiç değilse.. ne var ne yok. inan dünyanın en zor sorusu. ne var ne yok. haydi şu var demeyi dene. geçmiş var mı mesela. var dersen, nasıl var? ders almak için mi? mesela 3 dakika öncesine de geçmiş diyoruz değil mi. ders aldım denilmesi affa layık mı? tabi tüm bu sözlere anlamını veren bir ciddiyet. ciddiyete gerek yok da denebilir. böyle denirse de haklı olunur elbet. ama ciddi olunacak en az bir şey olmalı, en az bir. bence öyle. yok öyle değilse zaten ne yazıyorum ki ben.
ne diyordum geçmiş diye ne zamana diyeceğiz. mesela yanlış veya doğru bir birliktelik için neler ifade eder. bir birlikteliği mümkün kılan ne ola ki? maddi sebepler? tamamen yadsımak mümkün görünmüyor. peki ama neden mümkün görünmüyor. eğer tamamen yadsınırsa yine yaşamda kalınma şartı oluşmaz. he tamamen birincil olarak ele alınırsa yine birlikteliği temelden sarsmak üzre geleceğe matuf top atışlarına hazır olunmalı ki o halde yine birliktelik anlamsızlaşır.
biraz savruk ilerlediğimin farkındayım ancak olgumuzun doğası beni bir düzenlilik halinden alıkoyuyor deyip kadere suç atma kolaycılığıyla en azından biraz olsun kendime bir nefes alanı açma denemesi içersinde ben.... offf... şey.. çok üzgünüm ve yemin ediyorum kafatasımın içinde bir yangın var. hani maddi olan ve olmayan ayrımı güdülecekse bu tür bir ayrımda her ikisi de cevabını veren ben bir ayrım göremiyor bu yangınla.
birliktelik. yani bir olma hali.mesela aynaya bakarken insan iki suret vardır denebilir.bir bakanın sureti bir de ayna da oluşan suret oysa hakikatte bir kişi vardır. peki aynaya baktığımızda gördüğümüz şey ile kendimizin oldığumuzu sandığımız şey arasında koca bir uçurum gördüğümüz anda... şimdi bir takım zoraki edebiyat parçalamalarına girişmeme adına üç nokta bırakıyorum cümle sonuna. zaten anlamayana anlatmak hiç mümkün olmadı. hep anlayan anladı ki buna da bir tür zaman belirleyip, bir kiple ifade etme gibi bir zorunluluğumuz yok. peki kim?
her neyse.

sonumuzu başlangıcımıza ustaca yerletirdin.ben de ustaca gözlerimi kapamayı denedim ancak bu özsel olarak düşünme şeklime aykırı bir durumdu birliktelik üzeri düşüncelerim açısından aslında. cümleleri düzeltmekle de uğraşmıycam. en azından şimdilik bu böyle. ne diyordum ben. siktiret.

sansarın 'rahat bırak beni' şarkısını çok dinlerdim eskiden. eskiden. eski. lise. ah lise. ah o toy delikanlılık toy genç kızlık dönemleri. inan kendi günahlarını görmeyi becerenler dışarıda kendilerininkilerden büyüklerini görmeyi beceremezler. bu böyle hakikatte. peki büyük acılar ne yapar insanı;? kendi günahlarını görme takati kalır mı insanın. ne diyodum. unutuyorum.evet.


paradoksun çekiciliği.  her şeye layık olduğumuz gibi bir sanrıya kim bilir ne zaman düştük.

her neyse.

şimdi geçmiş doğruysa gelecek yalan. gelecek doğruysa geçmiş yalan. ikisinin arasında ele avuca gelmeyen bir türlü yakalamanın bilinçte mümkün olmadığı şey: şimdi. yalnızca şimdi. hatıradan yoksun bir şimdi mi bu şimdi? yalnızca bir beden olsak, toplumsallaşmanın temelindeki akla sahip olmasak. buradaki aklın orataya koyduklarının mahiyetinden ziyade yalnızca varlık bilgisinden bahsediyorum ki bu olmasa zaten, ne sen okuyan ne de ben yazan olabilirdim.

her neyse.

saygı neydi?

her neyse.

dertli gönül neymiş. akla cehennemde yakan dert neymiş.

her neyse.

ne şarkılar şarkı senin ardın sıra ne kitaplar kitap. koca bir yıkıntı. külfet. boş istek. boş hırs. kocaman kocaman kocaman kocaman kocaman kocaman anlamsızlık. ne var ne yok.


felsefeye sırtımı dayasam bir türlü, bilime dayasam bir türlü, dine dayasam bir türlü.
anladım ki kendime dayanmaktan başka çarem yok. ve bu kocaman bir kopuş.

şimdi herkes imtihana çekildiği derdin hesabını versın bakalım yalnız başına. cesaret neymiş. sevgi neymiş. maddeden soyutlanan akıl neymiş, imkanları nelermiş. koca koca koca koca koca koca koca palavralar neymiş. bi soruyla kalsın bakalım herkes. sorunun gözlerinin içine diksin herkes gözlerini, gözlerini sorudan gayri her şeye kapayarak.

inan haklı çık diye sana terketme izni vereyim de yoluna devam edebil diye belki aynı ahmaklığı bir kez daha yaparım. ama inan.


inan dosdoğru bir yalan peşindeydim. yaşamda olmazdı bu da iki insan inanırsa olurdu. en azından bir insan inanabilse kendi payına.

her neyse.


her.
ne.
ise.




bir rüzgardan inanıyorluk ağlıyorum sana
soğuk ellerden
umarsız titremelerden
kapanmamak için zorlanan gözlerden
modası geçmiş her şeyden
bir inanç çağırıyordum da sana
bir kez duysaydın
bir kez
bir
ve son günahımı sana karşı işliyorum
affı olmayan bir günah
bir kelime
bir harf olsaydın
gerçekten
keşke.










Yorumlar